1 Eylül 2014 Pazartesi

Çanakkale



Kemikleriniz sızlamasın, bu memleketin daha ne vatansever evlatları var. Binlerce yıldır hep küllerinden doğan bir imparatorluktur, Türklük! Bundan önce; Kıbrıs'ta, Çanakkale'de, İstanbul'da, Viyana'da, Hersek'te, Belgrad'ta, Kırım'da, Volga'da, Mısır'da, Bağdat'ta, Yemen'de, Şam'da, Horasan'da, Çaldıran'da, Konya'da, Malazgirt'te, Kudüs'te, Mezopotamya'da, Talas'ta, Taşkent'te, Taklamakan'da, Yenisey'de, Ulanbatur'da, Tibet'te, Uygur'da, Altay'da, Ergenekon'da, Guatemala'da, Meksika Yukatan'da, Khara Khota'da, Ur'da, Mu'da, Atlantis'te... Tarihin bilindiği andan beri var olan bu ulus, bilin ki; dedelerimiz, atalarımız: "Ne yapsak azdır, borcunuzu ödeyemeyiz, ancak vatan için ölüme, sizler gibi bağrı açık gideriz. Ruhunuz şâd, mekanınız cennet olsun!"


Dostuma

İnsan olabilmek zor bu dünyada, insan kalabilmek,
Menfaatsiz sevmek ya da dostun için ölmek...

Bilgi görenindir, akıl bilenin, sevgi hissedenin
Dar bir çerçeveden bakıp bunu göremeyenin
Suçlarını üstlenmişsin belli belirsiz, hâli hazırda, habersiz,
Ben neyleyim bilgiyi, aklı, sevgiyi, hürmetsiz!



Necep Talip Olmadan?

Bugün; kurt kuzu, zengin iyi, politikacı dürüst, fakir israfçı, işçi nankör, seven namussuz, s... baş tacı olmuş. Ey bunu okuyan sevgili, saygıdeğer, büyüklerim, küçüklerim ve akranlarım!
Gideceğimiz yer de belli, geldiğimiz yer de. Hamurumuzun mayası toprak, kanımızın yapısı su. Bugün, bu ölmeyecekmiş gibi yaşadığımız dünyanın değerini öldüğümüzde göremeyeceğiz. Neye inanırsan inan, o senin azığındır, saygı duyarım, ancak insanı insana kutuplaştıran zihniyete ve başındaki sarıklı bürokratadır sözüm:

Kandırmak için değil, hidayet içindir Kur'an,
O kadar biliyordun da neden olmadın imam?
Dünya sayılı gündür, unutma aman!
Sayılı gün çabuk biter, melek yüzlü şeytan!

Adın Kur'an 'da geçti diye nebî mi sandın kendini?
Boşbakan olunca saklanır mı sandın gerçeği?
Övündüğün Osmanlı sever miydi akçeyi?
Bi doyamadın, yedin, bitirdin milleti!

Bitmedi öfken, doldu kasan,
Susmadı ağzın, yetmedi haram.
İnşallahla, maaşallahla olmaz îman!
Vaktin doldu, melek yüzlü şeytan!




25 Ağustos 2014 Pazartesi

Ben

Sanmayın eğleniyorum, geziyorum, günümü gün ediyorum!
Bir elim işte, diğer elim internette haberleri takip ediyorum.
Birçok kişinin nazarı üzerimde dayanamıyorum.
Beni böyle bilin, tanıyın isterim,
Ben, yurduma alçakları uğratmayanlardanım.
Hortumcuların, hırsızların, şerefsizlerin, hak yiyenlerin hep karşısındayım.
Hele memleketin durumu bu haldeyken sanmayın bilmiyorum, Lice'yi, Soma'yı, Aktütün'ü, Şemdinli'yi, Yüksekova'yı...
Nasip olmadı şehitlik şerbeti bu toprak ve millet uğruna.
Olmasın, bu da dert değil. Tarafım belli, düşüncelerim gayet net.
Ne paradan, ne de sahiplerinin gücünden korkum var.
Ben çekeceğim her acıya dünden razıyken kim korkutabilir beni Allah varken yanımda.
Bilmezler içimdeki gücün nerden geldiğini,
Düşüncelerim ters gelir kimine, kimi zaman çoğuna.
Bırakın düşüncelerimin kurbanı ben olayım.
Bazı insanlar konuşarak rahatlar, bense dinleyerek ve yazarak.
Dinlemekten kastım sadece insanlar değil.
Ben herşeyi dinlerim, doğa sanki bana emanettir, bekçisiyim.
Dalga geçin, sessizliğin sesini hepinizden iyi bilirim.
Çünkü sessizlik bile bana göremediğim şeylerin varlığını anlatır.
Sessizlik öyle güzel konuşurki, anlamak için sabır gerekir.
Saygı duymazsan ne senle konuşur, ne de varlığından haberin olur.
İşte ben böyle biriyim,
Kalabalığın içinde ama yalnız.
Birçok kişi beni insanlarla yan yana görür.
İşte! O ben değil, silüetim.
Beni görmek isterseniz; dilenciye, yoksula, muhtaca gidin.
Ben onlarla birlikteyim.
Benimle konuşmak isterseniz doğaya gidin;
Ağaçlara, hayvanlara, mezarda yatanlara selam verin.
Kiminiz bilmez ama onlar selamı geri çevirmezler.
Beni karıncaya, örümceğe sorun. Nerde olduğumu gösterirler. Ama önce birkaç defa onlara yol verin.
Beni uzaklarda aramayın.
Dedim ya, ben çok yakınınızdayım.