11 Ocak 2013 Cuma

Cevaplanmayan Sorular, Hâlâ Aşılamayan Sorunlar












    Türkiye 'de birçok soru, cevap bulmayı beklerken neden senelerdir sorulması gereken sorulara cevap bulunamaz?

    Türkiye sözde, büyümekten çok küçülürken, neden dönem iktidarına büyüyen kin ve öfke anlatılmaz? Asıl olay küçüldüğümüzü saklamak mı yoksa büyüme masallarıyla vatandaşları uyutmak mı? Ya da şöyle sorayım: Türkiye büyümekten çok küçülüyorsa ve "Neden küçülüyoruz?" sorusunun aksine büyüyen Türkiye masallarıyla ne aşılanmaya çalışılıyor? Asıl soru bu değil mi?


    Evet, aslında bu ve buna benzer cevaplanması ve çözülmesi gereken o kadar çok soru ve sorun varki, saymaya kalksak günler geçer. İşin aslı şu ki; yüce Türk Milleti 'ni kepaze yerine koymanın altında yatan zihniyet, batının olmamızı istediği Türkiye politikaları(tâviz, imtiyaz, kapitülasyon hepsi söylenebilir) ve Türk milletinin hiçbir dünya platformunda üst sıralarda olmamasını istemesidir. Bize sunulansa kepçeyle alıp, çay kaşığıyla verdiğimizdir. Bu duruma gülmemek, afedersiniz, ağlamamak elde değil, ne yazıkki. Çünkü gülmek, bilmek ama anlamamak anlamına gelir. Kusura bakmayın, o kadar cahil bir ülkeyiz ki, hâlâ bir gazete, kitap, dergi, mecmua vs okuduğumuzda yazan birçok şeye kanan bir milletiz. Hele hele aramızda o kadar çok okumuş cahil varki(bazılarınızı tenzih ederim), ben onlara tabiri caizse tescilli cahil diyorum, işte onlardan korkmak gerekir. Çünkü bu vatanı bölmek isteyen dış odaklı kurumlar, bunları satın alıp bu vatanın önüne koyuyorlar. Ya sonra ? Hadi ayıkla pirincin taşını. İşte böylelerini başa getirip bir de söylediklerini evirip, çevirip, yağlayıp, boyayarak karşımıza adam diye çıkarıyorlar. Sonra da yok büyüyen Türkiye, yok rekor kırdık, durmak yok uyumaya devam... Ohoo gel de ağlama bu işe. 
    Yahu senelerdir alışılmışın dışında yeni bir şey yok. Aynı zihniyete sahip insanlar başka elbiselerin içinde, farklı suratların arkasında, farklı isimlerle fakat yine aynı zihniyetle karşımıza konulur olmuş. Bunu göremeyen biz vatandaş da ne yapalım? Hep hoşgörümüzden, gelenek-göreneklerimizden bunlar farklı, bir de bunlara oy verelim, olmuştur. Yalan mı?  Hatta artık o kadar ileriye gittilerki aynı elbiseye, surata ve isme sahip olan aynı şahıs, parti değiştirdiği zaman görüşü de değişmiştir. İşte buna gülerim ben. Yahu arkadaş! Allah aklı kuponla mı veriyor da anlayamıyorsun? Bir insanın siyasi görüşü, ideolojisi bir takım tutma olayı değildir ki değişsin!  A partiden çıkıp, B partisine geçti. A partisi liberal bir parti olsun, B partisi de radikal diyelim. Allah aşkına iki zıt kutupun görüşünü bir insan nasıl benimseyebilir? Böyle örnekleri hâlâ görmüyor muyuz? Bu ve bunun gibi devlet adamlarının siyasete girdiği yılda işe giren bir işçi çoktan emekli oldu, ahâli uyuma. Nereye gidiyorsunuz bir bakın şöyle geçmişe, ne değişmiş? Nerdeyiz? Ne durumdayız? Bir silkelenin Allah aşkına!