Kimse
bir anlam çıkarmaya çalışmasın. Bir anlam çıkarabilseydim. Elbet
döktürürdüm kelimeleri birbirinin ellerinden tutmuş bir şekilde, uyum
halinde. Anlayabilseydim bu kadar senenin bende bıraktığı emareden, Zakkum kokusu almazdım sürekli gül sandığım dikenden. Ama alışmış
kudurmuştan beterdir, derler; Müptezel deseydiniz daha doğru olurdu hanımlar ve beyler. Üzerimde babamın aldığı hırka, arkamda yalnızlığım. Sabaha karşı yazıyorum yine ağzımda bir sigara, yol arkadaşım. Ezdiğiniz
tüm insanlığım içimde, adınız batsın. Hayaldi gerçek oldu, duygular
benle, paranız sizde kalsın !
O zaman çok okuyun, çok dinleyin, öz konuşun, boş konuşmayın... İşte o zaman dünya size kendini anlatacaktır...
28 Mart 2013 Perşembe
Tarihini masal sanan bir millet, günü geldiğinde yaşananları tiyatro
seyircisi gibi izler. Dikkat edilecek olan nokta şudurki; tiyatro
oyuncuları, seyircinin gözünden tüm tepkileri an be an izleyerek
sanatını icra eder.
11 Şubat 2013 Pazartesi
Kafam
atıyor arasıra, al çantanı, sar vücuduna şanlı al bayrağı, düş yollara,
geç dağları, in köylere, başla milli mücadeleye... Kimi bulursan anlat
herşeyi; başımıza gelecekleri. Yılma, vazgeçme! Temiz beyinleri, kirli
dünya vaatlerinden ayıkla. Göster eğriyi, doğruyu. Anlat hikayeyi;
tarihten silinen bir vatan, masal olmadan. Karşı çıkana al bayrağını
göster, etkile onu. Bayrağı ondan daha çok sevdiğini göster ve paylaş o
sevgiyi. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen Al Sancak ! Bitmez bu sevgi
paylaşarak. Mücadele, mücadele, mücadele... Şart oldu artık... Bir
kıvılcım az kaldı.
Türkiye 'de birçok soru, cevap bulmayı beklerken neden senelerdir sorulması gereken sorulara cevap bulunamaz?
Türkiye
sözde, büyümekten çok küçülürken, neden dönem iktidarına büyüyen kin ve öfke
anlatılmaz? Asıl olay küçüldüğümüzü saklamak mı yoksa büyüme
masallarıyla vatandaşları uyutmak mı? Ya da şöyle sorayım: Türkiye
büyümekten çok küçülüyorsa ve "Neden küçülüyoruz?" sorusunun aksine
büyüyen Türkiye masallarıyla ne aşılanmaya çalışılıyor? Asıl soru bu
değil mi?
Evet, aslında bu ve buna benzer cevaplanması ve çözülmesi gereken o kadar çok soru ve sorun varki, saymaya kalksak günler geçer. İşin aslı şu ki; yüce Türk Milleti 'ni kepaze yerine koymanın altında yatan zihniyet, batının olmamızı istediği Türkiye politikaları(tâviz, imtiyaz, kapitülasyon hepsi söylenebilir) ve Türk milletinin hiçbir dünya platformunda üst sıralarda olmamasını istemesidir. Bize sunulansa kepçeyle alıp, çay kaşığıyla verdiğimizdir. Bu duruma gülmemek, afedersiniz, ağlamamak elde değil, ne yazıkki. Çünkü gülmek, bilmek ama anlamamak anlamına gelir. Kusura bakmayın, o kadar cahil bir ülkeyiz ki, hâlâ bir gazete, kitap, dergi, mecmua vs okuduğumuzda yazan birçok şeye kanan bir milletiz. Hele hele aramızda o kadar çok okumuş cahil varki(bazılarınızı tenzih ederim), ben onlara tabiri caizse tescilli cahil diyorum, işte onlardan korkmak gerekir. Çünkü bu vatanı bölmek isteyen dış odaklı kurumlar, bunları satın alıp bu vatanın önüne koyuyorlar. Ya sonra ? Hadi ayıkla pirincin taşını. İşte böylelerini başa getirip bir de söylediklerini evirip, çevirip, yağlayıp, boyayarak karşımıza adam diye çıkarıyorlar. Sonra da yok büyüyen Türkiye, yok rekor kırdık, durmak yok uyumaya devam... Ohoo gel de ağlama bu işe. Yahu senelerdir alışılmışın dışında yeni bir şey yok. Aynı zihniyete sahip insanlar başka elbiselerin içinde, farklı suratların arkasında, farklı isimlerle fakat yine aynı zihniyetle karşımıza konulur olmuş. Bunu göremeyen biz vatandaş da ne yapalım? Hep hoşgörümüzden, gelenek-göreneklerimizden bunlar farklı, bir de bunlara oy verelim, olmuştur. Yalan mı? Hatta artık o kadar ileriye gittilerki aynı elbiseye, surata ve isme sahip olan aynı şahıs, parti değiştirdiği zaman görüşü de değişmiştir. İşte buna gülerim ben. Yahu arkadaş! Allah aklı kuponla mı veriyor da anlayamıyorsun? Bir insanın siyasi görüşü, ideolojisi bir takım tutma olayı değildir ki değişsin! A partiden çıkıp, B partisine geçti. A partisi liberal bir parti olsun, B partisi de radikal diyelim. Allah aşkına iki zıt kutupun görüşünü bir insan nasıl benimseyebilir? Böyle örnekleri hâlâ görmüyor muyuz? Bu ve bunun gibi devlet adamlarının siyasete girdiği yılda işe giren bir işçi çoktan emekli oldu, ahâli uyuma. Nereye gidiyorsunuz bir bakın şöyle geçmişe, ne değişmiş? Nerdeyiz? Ne durumdayız? Bir silkelenin Allah aşkına!